Bir malzeme ne zaman biter? Bir sergi söküldüğünde, bir etkinlik sona erdiğinde ya da geçici bir yerleştirme kaldırıldığında mı? Yoksa onu yeniden düşünmeyi bıraktığımız anda mı?
Atma Dönüştür serisinde çoğu zaman evden çıkan, gündelik kullanımını tamamlamış nesnelere odaklanıyoruz. Bu yazıda ise biraz başka bir yere bakıyoruz: en başından geçici olmak üzere üretilmiş malzemelere. Sergiler, etkinlikler, kamusal müdahaleler ve sokak yerleştirmeleri için tasarlanan bu malzemeler, çoğu zaman kısa bir kullanım süresinin ardından hızla atık kategorisine giriyor.
Oysa bu malzemelerin büyük bir kısmı fiziksel olarak hâlâ kullanılabilir durumda. Asıl değişen şey, onların bağlamı.
Geçici Olmak, Değersiz Olmak mı?
Geçicilik pratikte çoğu zaman şu anlama geliyor: “Sonrası önemli değil.”
Bu bakış açısı, malzemeye gösterilen özeni de sınırlıyor. Geçici işler için kullanılan elemanlar, nadiren söküldükten sonra ne olacağı düşünülerek tasarlanıyor. Oysa kamusal alanda karşılaştığımız pek çok şey; yönlendirmeler, panolar, strüktürler, yüzeyler tam da bu geçici elemanlardan oluşuyor.
O zaman biz de soruyoruz: Geçici olan gerçekten tek kullanımlık olmak zorunda mı?
Atık Bir Sonuç mu, Bir Karar mı?
Bir malzeme “atık” hâline çoğu zaman kendi kendine gelmez. Atık, verilen bir karardır.
Bir sergi duvarından kalan ahşap parça ya da bir etkinlikten sökülen vinil baskı, ilk işlevini yitirmiş olabilir. Ama bu, başka bir işlevi olamayacağı anlamına gelmez. Çoğu zaman atık olarak görülmelerinin nedeni, yeniden kullanım ihtimalinin masaya hiç gelmemesidir.
Atma Dönüştür serimizde atığı teknik bir sınıflandırma olarak değil, düşünsel bir eşik olarak ele alıyoruz.
Son yıllarda dönüşüm fikri neredeyse otomatik bir refleks hâline geldi. Bir şey kullanılmıyorsa, hemen başka bir şeye dönüştürülmesi bekleniyor. Bu yaklaşım çoğu zaman iyi niyetli, ama her zaman gerekli değil.
Oysa dönüştürmeden önce bir bakmaktan zarar gelmez. Malzeme gerçekten ne durumda? Fiziksel olarak neye izin veriyor? Onu kesmeden, biçmeden, parçalamadan kullanmak mümkün mü?
Bazen bir malzemenin ikinci hayatı, onu değiştirmekten değil; yerini, kullanımını ya da bağlamını değiştirmekten geçebilir.
Ürün Üretmek Yerine Müdahale Etmek
Bu yaklaşımın odağı yeni bir ürün üretmek değil. Asıl mesele, küçük bir müdahale yaratmak.
Kamusal alanda kullanılan bir malzemenin, alışıldık işlevinin dışında ama hâlâ tanınabilir hâliyle yeniden ortaya çıkması, bakan kişide bir duraksama yaratır. “Bu neydi?” sorusu, çoğu zaman “Bu ne oldu?” sorusundan daha güçlüdür.
Yeni malzeme almak her zaman mümkün. Ama elde olanla düşünmek, süreci başka bir yere taşır. Eldeki malzeme ölçüyü belirler, sınırları çizer, kararları sadeleştirir. Ve nihai ürünü benzersiz kılar
Ayrıca tasarımı daha kontrollü ve daha bilinçli hâle getirir. Atma Dönüştür’de de, “en iyi çözüm”ü aramak yerine “eldekiyle ne mümkün?” sorusuyla ilerliyoruz. Yoksa yeni bir yılbaşı süsü ya da duvar dekoru almak zor değil.
Kamusal Alanda Yeniden Bağlama Sokmak
Geçici işler çoğu zaman kamusal alanda kurulur. Bu da şu anlama gelir, malzeme yalnızca bir işin parçası değil, aynı zamanda sokakla ilişki kuran bir elemandır.
Bir yerleştirmeden kalan parçanın başka bir sokakta, başka bir bağlamda yeniden kullanılması; mekânlar arasında görünmez bir süreklilik yaratır. Kent içinde dolaşan malzeme, kentin hafızasına küçük ama anlamlı izler bırakır.
Bir malzeme işlevini kaybettiğinde bitmiş sayılmaz. Çoğu zaman sadece bağlamını kaybeder. Atma Dönüştür’de, tam da bu boşlukla ilgileniyoruz. Geçici olanı yeniden bağlama sokarak, kamusal alanda başka anlam ihtimallerini görünür kılmak için.



