Dünya nüfusu her geçen gün daha da artıyor, kentler daha da kalabalıklaşıyor. Özellikle pandemi sonrası yaygınlaşan uzaktan eğitim ve çalışma hayatı yerini tekrar kalabalık fiziksel ortamlara bırakıyor. Tüm bu karmaşanın içinde sayısız insan her sabah ya da her akşam kentin çeşitli bölgelerine ulaşmak için saatlerini harcıyor. Sürdürülebilir kentsel hareketlilik öncüsü kentler ise nüfuslarının sağlığını ve yaşam tarzlarını destekleyen güvenilir, sürdürülebilir ulaşım ağları sağlamada başı çekiyor.

Metro ve otobüslerden lojistik tırlarına sürdürülebilir kentsel hareketlilik

Aslında mobilite yalnızca iş hayatını ya da eğitimi değil, insanları ve sevkiyat ürünlerini yurtdışına taşımak için kullanılan yöntemler gibi her şeyi kapsıyor. Bu durumu düzenlemek bir kriz haline gelen iklime ve artan küresel nüfusa uyum sağlamak için çalışmalar yürüten şehir yetkilileri için bir öncelik haline geldi.

Dünyanın en iyi ulaşım ağına sahip şehirlerinden bazıları artık elektrikli araçların faydalarından yararlanıyor. Sıfır emisyonlu bir geleceğe giden yolda e-otobüsleri benimseme ya da metro ağlarını genişletme gibi faydalı çabaları ile dikkat çeken kentlere birlikte göz atalım mı?

10. Zürih, İsviçre

Sürdürülebilir ulaşım inovasyonuna ev sahipliği yapan Zürih’in tek odak noktası şehir içi toplu taşıma ağı değil. Genel olarak elektrikli araçları yaygınlaştırmayı hedefleyen kent yetkilileri, toplu taşıma sistemini ve diğer EV’leri destekliyor. Üstelik Zürih temiz ve sürdürülebilir batarya çözümleri oluşturmak için kritik araştırma ve geliştirme çabalarına ev sahipliği yapıyor.

İsviçre merkezli Swiss Clean Battery girişimcileri, sektöre daha yüksek performans yetenekleri getirebilecek bir katı hal pili üretmek için çalışıyor. Hızla artan enerji maliyetlerinin, enerji dönüşümünün ve ülkelerin tedarik güvenliğinin ancak yenilenebilir enerjilerle çözülebileceğine inanan ekip, verimli elektrik depolama sistemlerinin bir ön koşul olduğunu belirtiyor.

1,2 GWh’den 7,6 GWH’ye kadar üretim ölçeklemesiyle SCB AG, bu yıldan itibaren sürdürülebilir pil depolama ile hem İsviçre iç hem de dış pazarlarına hizmet verecek.

9. Şangay, Çin

Şangay’da toplu taşıma ağı New York’taki gibi modellendi. Ancak yetkililer ülkenin teknolojik yeteneklerinden ve e-mobilitedeki lider konumundan yararlanmayı ihmal etmedi. Şehirde kullanılan elektrikli ulaşım ağının temel farklarından biri, önemli ölçüde daha büyük bir nüfusu da destekleme yeteneğine sahip olması.

Gezegendeki en kalabalık şehirlerden birine hizmet eden toplu taşıma sistemi, her yıl iki milyardan fazla insan tarafından kullanılıyor. Bu durum Şangay’ın daha sürdürülebilir çözümler benimseme ihtiyacını daha da artırıyor.

8. Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri

Turistik açıdan süksesini koruyan Dubai aynı zamanda sürdürülebilir girişimlerin şehri haline geliyor. Kentin metro hattı, otobüsler ve tramvay sistemlerini içeren sürdürülebilirlik operasyonlarına büyük yatırımlar yapılıyor. Ticari merkezi desteklemek adına elektrikli ulaşım altyapısını geliştirmek için yıllar boyunca 27 milyar ABD dolarına eşdeğer bir miktar ayrıldı.

2021’den Mart 2022’ye kadar, teknolojinin fizibilitesini değerlendirmek için ABB havai şarj çözümlerinden yararlanarak ilk e-otobüs pilotu uygulaması başladı.

7. Tokyo, Japonya

Yılda 3,5 milyardan fazla yolcuya hizmet sunan Tokyo, dünyanın en kapsamlı kentsel demiryolu ağı unvanıyla kutsanıyor. Raylı ulaşımi işlerin çoğunun bulunduğu şehre ve şehir etrafında seyahat eden çalışan nüfusun yaklaşık %80’ine hizmet veriyor.

Çok dakik bir hizmet olmasına rağmen Tokyo’nun toplu taşıma ağı da yoğun saatlerde gecikmelere eğilimli. Ancak sürdürülebilir güç kaynaklarının kullanımı şehri otomobillere ve diğer fosil yakıtla çalışan araçlara çok daha az bağımlı hale getiriyor.

6. Şikago, Illinois

Şikago’nun toplu taşıma ağı, New York’tan sonra ABD’nin en büyük ikinci ağı. McKinsey’e göre kent ülkedeki en nitelikli ve son on yılda tutulan fiyatlar sayesinde en uygun fiyatlı ulaşım rotalarına sahip.

Şikago 2018’de Metra tarafından işletilen ve şehir merkezi ile şehrin güney banliyöleri arasında önemli bir bağlantı olan elektrikli banliyö raylı ulaşım ağına ev sahipliği yaptı.

5. Madrid, İspanya

İşleyen bir metro hattına sahip olan Madrid, aynı zamanda sıkıştırılmış doğal gaz (CNG) ve hidrojen ile çalışan ulaşım araçları ile hizmet veriyor. Üstelik bu araçlara elektrikli otobüsleri piyasaya sürme çabaları da eşlik ediyor. Uzun lafın kısası Madrid de kendini kaliteli ulaşım hizmetlerine adayan kentlerden biri.

Madrid nüfusunun çoğunluğu (yaklaşık %89’u) kentin tüm önemli bölgelerine bağlantıları olan herhangi bir istasyonun 1 km’lik çapında ikamet ediyor. Aynı zamanda kent yetkilileri Ocak 2023’te son dizel motorlu otobüsün de kontak kapattığını ve yeni sürdürülebilir çözümlerin önünün açıldığını duyurdu.

4. Paris, Fransa

Paris, Avrupa’nın en kritik ulaşım bağlantılarından bazılarına, özellikle de British Rail Class 374 olarak bilinen Eurostar e320’ye ev sahipliği yapıyor. Elektrikli tren hizmeti, Belçika gibi destinasyonlar da dahil olmak üzere Londra’ya ve Londra’dan seyahat edenler için de deniz altı hareketliliği sağlıyor.

Büyük Paris bölgesi, çalışmalarda e-otobüslerin ve şarj altyapısının benimsenmesiyle temiz bir ulaşım dönüşüm yolculuğunda. Fransa merkezli bir toplu taşıma firması olan Transdev, otonom yeteneklere sahip %100 elektrikli otobüsleri benimsemeyi ve optimize etmeyi amaçlıyor.

3. Hong Kong, Çin

Haziran 2022’de yetkililer Hong Kong’un ilk elektrikli çift katlı otobüsünün denemesini onayladı. Böylece hâlihazırda iyi bir ulaşım ağı olan şehirde elektrifikasyon için büyük bir adım atılmış oldu. Hong Kong’un metro ağı nüfusunun %75’i için herhangi bir istasyonun 1 km yakınında olduğu bir ulaşım imkanı sağlıyor.

Yoğun saatlere ve diğer yoğun dönemlere rağmen metro ağı %99,9’luk bir zamanında çalışma oranına sahip. Bu da Tokyo’nun raylı ulaşımını dünyanın en güvenilir sistemlerinden biri haline getiriyor.

2. Londra, Birleşik Krallık

Günlük yaşamlarında kapsamlı ulaşım ağı tarafından desteklenen Londra nüfusu arasında memnuniyet oranı oldukça yüksek. Şehrin içindeki ve çevresindeki bağlantılar, hem aşırı hem de yeraltı ağları nüfusunun çoğunluğunu desteklemesiyle yıllar içinde genişledi.

Ayrıca kent, genişletilmesi hakkında konuşulan ultra düşük emisyon bölgeleri (ULEZ) de dahil olmak üzere emisyonları ortadan kaldırmak için büyük girişimlere ev sahipliği yapıyor. Londra’nın karbon ayak izini azaltmasında çok önemli olan halk otobüsleri gibi taksi hizmetleri de elektriğe geçiş yapmak için hazırlanıyor. Transport for London filosunda hem tek hem de çift katlı otobüsler de dahil olmak üzere 800’den fazla sıfır emisyonlu otobüs faaliyet gösteriyor. Bu da ULEZ bölgelerine bağlı kalmayı ve azot oksit emisyonlarında %90’lık bir azalmayı beraberinde getiriyor.

1. Singapur

Singapur’da emisyonlar, 2016 yılında iklim hesaplamalarının tahmin ettiğinden daha hızlı bir şekilde en yüksek seviyesine ulaştı. Yaklaşık 7,7 milyon ton karbondioksit eşdeğeri (MtCO2e) ile yetkililer için aciliyet çanları çaldı. Sonuç olarak o günden beri Singapur hükûmeti toplu taşıma ağından kaynaklanan emisyonları azaltmak için yorulmadan çalışıyor.

Singapur daha fazla elektrikli otobüs ve tren sunarak toplu taşıma ağını elektriklendirmek için çalışıyor. Şimdiden sürdürülebilir batarya yöntemleri hem halkın hem de toplu taşımanın hizmetine sunuldu bile. Hükûmet 2040 yılına kadar tüm dizel otobüsleri aşamalı olarak kaldırma hedefine adım adım ilerliyor. Hatta bu yolda elektrikli otobüs girişimini çeşitli ulaşım güzergahlarında başlatma projesi bebek adımlardan biri. 

Ayrıca Kara Taşımacılığı Otoritesi tarafından belirlenen tüm planlar, 2030 yılına kadar Kuzey-Güney ve Doğu-Batı hatlarında tamamen elektrikli trenler hedefine bağlı kalıyor.